Evim Güzel Evim
Yazı/Text: Hakan Öneş
Uç lise yılımda iki sıra arkadaşım oldu. Biriyle en çok
futbol konuşurduk, artık başka şeyler de konuşmakla birlikte hala da konuşuyoruz.
Diğeri ise klasik ‘futboldan nefret eden sanata meyilli şahıs’ tipiydi. Yanlış
anlamaya gerek yok ikisini de çok severim; ruhumun ayrı köşelerini fethettiler.
Neyse işte bu ikinci arkadaşım benim futbol tutkuma uzaktan bakıyor ve dehşet
bir iddiada bulunuyordu: “Bu futbol salakça bir şey ve göreceksin 2000’li yıllara
kadar bitecek! 2000’de artık futbol olmayacak!” Şimdi bu iddiasını hatırlar mı
ya da şu gün ne düşünüyor bilmiyorum ama biçimi hatta ruhu değişse; hatta çoğuna
göre kötüye doğru değişip eski romantizmini kaybetse de futbolun bitmediği ve
tezinin çürüdüğü kesin… Şu bilindik ‘endüstri, pasta, mafya, bahis, şike’
söylemleri bir yana futbol hala burada ve daha da kalacak gibi. Değişen
biçimlerinden biri de stadlar şüphesiz. Artık ya daha modern stadlar inşa
edilip hepsi birer tarihi olan eski sevgililer bırakılıyor, ya da sürekli
renovasyonlarla çehre değiştiriyorlar. Ama arkadaşıma inat; sürekli büyüyorlar.
Futbolun mucidi olduğunu iddia eden İngilizler ‘iç saha’ ve ‘deplasman’a ‘home’
ve ‘away’ diyorlar. Yani ‘ev’ ve ‘başka yer…’ Yani tutulan takımın oynadığı
stad ev… Eh insanlar da evlerini severler, oraya sığınırlar, orada yaşarlar, anılar
biriktirirler. İşte Avrupa’nın önde gelen evleri, öyküleri, anıları… Tabii bazıları…
Çünkü unutmayın (hemen) herkesin bir evi var!..
Stadio delle Alpi

Planı baştan yanlış yaparsanız ne atletizm seyredersiniz, ne
topu görürsünüz. Elinizde kimsenin sevmediği koskoca bir statla kalakalırsınız.

Aç›l›¾ 31 May›s
Sahibi Juventus F.C.
Kullanan Juventus F.C.
Kapasite 67.229
‘Alpler’in Stadı.’ Yaşlanan Stadio Olimpico’nun yerini alması
için 1990 yılında inşa edildi. 2006 yılına dek hem Juventus, hem Torino’ya
evsahipliği yaptı. Tam kapasitesi 69.041 ama UEFA’nın evsahibi ve misafir takım
taraftarlarını uzak tutma kararı nedeniyle fiilen maksimum 67.229 kişi alınacak.
‘Cak’ çünkü bu hiç olmadı; stadın rekoru 65.337 ile 1992 Nisan’da oynanan
Torino-Ajax maçında. Stad başlangıçta atletizm için de kullanılması düşünülerek
yapıldı ama bu asla gerçekleşmedi zira ısınma pisti düşünülmemişti. Olan stada
oldu çünkü en yakın seyircinin sahaya yaklaşık 25 metrede oluşu nedeniyle hem
görsel ,hem akustik olarak stadı hiç kimse sevmedi ve benimsemedi. Kaldı ki İstanbul’daki
Olimpiyat Stadı gibi yeri de sapa… 2003’te stadı satın alan Juventus’un
kapasiteyi düşürmek pahasına yenileme planları ise hem ‘Temiz Eller’
operasyonuyla hem de takımın Serie B’ye düşürülmesiyle gerçekleşmedi. Euro
2012’nin İtalya’ya verilmesi kaderini değiştirebilecekti ama turnuvanın
Polonya-Ukrayna ortaklığına verilmesiyle bu plan da suya düştü. Bu kadar büyük
bir kulübün ortalama 35.000 kişiye oynamasının sorumlusu olarak hep, ‘ruhu
olmayan stad’ın handikapları gösterildi. Başına ne geleceği henüz belirsiz. Ama
hakkını yemeyelim tarihe geçtiği bir maç var: 2001 Şubat’ında Sampdoria ile
oynanan kupa maçına tam 237 kişi gelmiş! ‘Stadium of the Alps’ was built in
1990 to replace the Stadio Olimpico and hosted both Juventus and Torino until
2006. It had a capacity of 69,041, but the UEFA decision to keep fans separate
meant only 67,229 spectators were to be allowed. ‘Were to be’, since that never
actually happened; the stadium’s record is the 65,337 reached at the April 1992
Torino - Ajax match. The stadium was originally planned to host athletics
events too; but it never really worked out due to lack of a warm-up track. The
end result was that the stadium suffered; the 25 metre-stretch between the
pitch and the spectators meant that no one really liked the ground much,
neither visually, nor acoustically. A further disadvantage is the location of
the stadium, hard to get to, just like the Olympic Stadium in Istanbul…
Juventus purchased the grounds in 2003; ambitious plans to renovate the stadium
at the expense of reducing capacity had to be laid aside due to the known
scandal and the relegation of the club. Had Italy won the 2012 World Cup host
nation status, all this would have changed; sadly, the tournament went to the
Poland-Ukraine partnership instead. That such a huge club only plays to a crowd
of 35,000 has always been laid at the door of the ‘soulless stadium’ The future
is as yet unclear. There is one match that puts this stadium firmly in the
record books though: The 2001-202 Juventus cup match against Sampdoria played
to a crowd of exactly 237!
Camp Nou

UNICEF gönüllülüğü için UN CLUB yazıyor sandınız ama değil.
‘MES QUE UN CLUB’ yazıyor karanlıkta kalan bölümle birlikte…
‘Bir kulüpten fazlası’ yani…
Barca’yı bilenler anlar!

Açılış 24 Eylül 1954
Sahibi F.C. Barcelona
Kullanan Barcelona
Kapasite 98.772
Katalanca ‘yeni saha’ anlamına gelen adı sık sık ters de
söyleniyor. Aslında 2000 yılına kadar resmi adı ‘Estadi del FC Barcelona’ iken
kulüp üyelerinin oylarıyla, popüler takma adı aynı zamanda resmi adı haline
getirildi. 98.772 kişilik kapasitesi ile Avrupa’nın en büyük stadı. Barcelona,
eski stadı Camp de Les Corts’a sığamaz olunca 1954 – 57 yılları arasında inşa
edildi. Açılış kapasitesi olan 93.053, 1982 Dünya Kupası sırasında 120.000
kişiye dek zorlanmıştı. Daha sonra ayakta durulan kısımlar da oturmalı hale
getirilince bugünkü halini aldı. Camp Nou aslında çok büyük bir kompleksin bir
parçası. Alanın içinde salon sporları için Palau Blaugrana, buz sporları için
Ice Rink ve Barcelona B takımının maçlarını yaptığı Mini Estadi bulunuyor.
2007 Eylül’ünde sonuçlanan yarışma ile kapasiteyi de 10.000
kadar artıracak ‘yeniden yapılandırma’ işi meşhur İngiliz mimar Norman Foster
ve şirketine verildi.
Old Trafford

30 yıl kadar önce 2. Lig’e bile düşmüşlükleri var. Bugün
dünyanın en zengin ikinci, en hızlı büyüyen birinci kulübü… Gezegenin her yanında
taraftarı artıyor; Old Trafford da sürekli büyüyor.

Açılış 1910
Sahibi Manchester United F.C.
Kullanan Manchester United F.C.
Kapasite 76.212
Bobby Charlton tarafından ‘The Theatre of Dreams’ (Hayaller
Tiyatrosu) takma adı verilen İngiltere’nin en kült stadı. Seyirci rekoru
ironik bir şekilde bir United maçına değil, 1939 yılında oynanan ve 76.692
kişinin izlediği Wolvermampton - Grimsby Town FA Cup yarı-finaline ait. Stadın
bugünkü kapasitesi 76.212 olduğu için; henüz planlama aşamasında olan yeni
büyütme yapılana kadar bu rekor kırılamayacak. Ama kulübün giderek artan
popülerliği düşünülürse bu işlemden sonra kırılacağı da kesin.
1970’lerde United’ın 2.Lig’e düşmesiyle zaten yayılmakta
olan hooliganizm içinde kendine ‘Kızıl Ordu’ diyen taraftar kitlesi ülkenin en
korkulan grubu oldu ve bu da United’ı İngiltere’de tribünlerin önüne tel örgü
çeken ilk kulüp olmak zorunda bırakmıştı. Bugün tüm tribünlerin üzeri kapalı ve
seyircinin sesi tamamen içeride kalarak müthiş bir futbol atmosferi yaratıyor.
2001 – 2007 arası Wembley yenilenirken başlarda gezgine dönen İngiliz Milli
Takım’ı 2003’ten sonra yakın zamana dek düzenli olarak Old Trafford’u kullandı.
Oyun alanının altındaki 37 km uzunluğunda plastik sıcak su
boruları sayesinde zemin her daim mükemmel. Bir de drenaj sağlaması için oyun
alanının ortası kenarlarından yaklaşık 25 cm daha yüksek! Stadda gerçekleşen
pek çok büyük olayın en unutulmazlarından biri de şüphesiz Fransız yıldız
Cantona’nın ‘uçan tekme’si!
San Siro

Milano’da iki stat yok. Asırlık rekabet nedeniyle aynı
stadın iki adı var. İki adı olabilir ama atmosferi tek ve benzersiz. Tribünleri
çok dik, hep çok kalabalık ve hep çok İtalyan.
You thought there were two stadiums in Milano? No! Practically
has two different names for its faithfuls due to a century-old rivalry but has
a unique atmısphere. Very steep seating, very crowded, very Italian.

Açılış 19 Eylül 1926
Sahibi Milano Belediyesi
Kullanan Milan
Kapasite 85.700
Sahaya çok yakın ve çok dik, çok yüksek tribünleri ile
dünyanın en iyi futbol atmosferlerinden biri olan stada kimin hangi adı verdiği
konusunda bir karışıklık var; önce onu açıklayalım. Stad, inşa edildiğinde
bölgede aldığı adı San Siro idi. (İlginç bir not; 26.000 kişi kapasite ile
tasarlanan stadın 19.Eylül.1926’da oynanan ve Inter’in Milan’ı 6-3 yendiği
açılış maçını 35.000 kişi izledi!) Günümüzde stadın resmi adı Stadio Guiseppe
Meazza. Kendisi 1930 ve 40’lı yıllarda her iki kulüpte de oynamış efsane bir
oyuncu. Ama kariyerinin daha parlak dönemlerini ve daha uzun süresini Inter’de
geçirmiş. Bu nedenle stada Inter’liler Guiseppe Meazza derken Milan’lılar bu
benimseme(me) nedeniyle inatla San Siro demeyi sürdürüyor.
1940 yılında 150.000 kişi kapasiteye dek ulaştıktan zamanla
küçüldü. Heysel Faciası’ndan çıkan dersle daha insanca bir düzenleme ile
72.000’lik kapasiteye dek düşürüldü. Stadın şu andaki oturma kapasitesi olan
85.700 rakamına ise 1990 Dünya Kupası için yapılan yenileme çalışması ile
ulaşıldı. Stad tarihinde pek çok önemli olay var ama çok akılda kalan maçlardan
biri bu Dünya Kupası’nın açılış maçı… Hatırlayanlar olacaktır: (O günü
itibariyle Son Dünya Şampiyonu) Arjantin: 0 – Kamerun: 1
Anfield

Bir kulüp meşhur olabilir (Liverpool), 7 numarası hep özel
olabilir (Keegan, Dalglish, Kewell), bir stat meşhur olabilir (Anfield), bir
tribün de meşhur olabilir (Kop) ama sadece tek bir kulübün marşı hepsinden
meşhur olabilir!

Açılış 1884
Sahibi Liverpool F.C.
Kullanan Liverpool (ilk 8 sene Everton)
Kapasite 45.362
Genel bilinenin aksine stadın adı Anfield Road değil; sadece
Anfield. Anfield Road; Spion Kop, Main Stand ve Centenery Stand ile birlikte
tribünlerden birinin adı. Bizim İnönü’deki ‘Deniz Tarafı’nın daha resmisi yani.
Bu arada meşhur Spion Kop, 1900’de Boer Savaşı’nda çoğu Liverpool’lu 300
İngiliz askerinin öldüğü Güney Afrika’daki bir dağın adı. İnşa edildiği
1928’den stadların koltuklu hale getirildiği 1994’e kadar hemen hiç
dokunulmayan Kop 30.000 kişilik kapasitesiyle bazı stadlardan bile büyüktü.
Stadın en meşhur özelliklerinden biri de Bill Shankly, Bob
Paisley gibi iki efsane çalıştırıcının adlarını taşıyan dış kapıları. Tabii bir
de 1989’da 96 Liverpool taraftarının Sheffield’da, kupa yarı-final maçında
ezilerek hayatını kaybettiği Hillsborough Faciası’nı simgeleyen anıt var.
Ayrıca bizdeki “Burası …., Buradan Çıkış Yok!”un gerçeği; Bill Shakly’nin
soyunma odaları tüneline “Oyuncularımız kimin için oynadıklarını, rakipler de
kiminle oynadıklarını unutmasınlar” diye koydurduğu “This is Anfield” yazısı
var.
Stad ayrıca tarihi eser olma yolunda zira Liverpool inşasına
2008 baharında başlayıp 2011’de açacağı, 14.000 kişi fazla alacak yeni bir stad
inşa etme hazırlığında. Bu arada en ilginç not Liverpool’un Anfield’ı değil
Anfield’ın Liverpool’u inşa etmiş olması! 1884’de yapılan stadı ilk 8 sene
Everton kullanıyor. Sonra kirada bir anlaşmazlık çıkıyor ve Everton Goodison
Park’a taşınıyor. Elinde koca stadla kalakalan John Houlding de Liverpool
Association Football Club’ı kuruyor!
Signal Iduna Park

Burası ilk ‘pek de Alman olmayan’ stat. Sadece tribünleri
sahaya bu kadar yakın ilk statlardan olduğu için değil, tribünleri dolduranların
da Alman olduklarına zor inanılır olduğundan. Kesinlikle Almanya’nın en coşkulu
kalabalığı.

Açılış 2 Nisan 1974
Sahibi Borussia Dortmund gibi!..
Kullanan Borussia Dortmund
Kapasite Oturarak 67.000
Stadın asıl bilinen adı Westfalenstadion ve bu adı şimdi
Kuzey-Ren eyaletinin bir parçası olan eski Prusya bölgesi Westphalia’dan
alıyor. BV Borussia Dortmund stadın malsahipliğini 2002 yılında yaşadığı iflas
tehlikesi sırasında kaybetti ve sahiplik bir gayri menkul vakfına geçti. 2006
yılında Morgan Stanley’den alınan kredi ile stadı geri alan kulüp borcu
ödeyebilmek için isim hakkını 2011’e dek sigorta şirketi Signal Iduna’ya satmış
durumda.
Almanya’nın en büyük stadı 2006 Dünya Kupası’nda aralarında
İtalya’nın Almanya’yı 2-0 yendiği yarı-final’de dahil 6 maça evsahipliği yaptı.
Ülkenin tartışmasız en ateşli taraftarlarına kucak açan stad 2004-05 sezonunda
ağırladığı toplam 1.4 milyon seyirciyle bir Avrupa Rekoru’na sahip. Yaşadığı ve
yaşattığı yoğun atmosferle ve gürültüsüyle meşhur stadın bu nedenle “Alman
Futbolu’nun Opera Sarayı” diye bir de takma adı var. En ateşli taraftar
grubunun Güney Tribünü 25.000 kapasitesi ile halihazırda Avrupa’nın en büyük
ayakta durulan tribünü. 1974 Dünya Kupası için inşa edilen stad 2006 Dünya
Kupası sebebi ile de yeniden ihya oldu ve elden geçirilerek hem modernleşti,
hem de bugünkü kapasitesine (oturarak ve ayakta 90.708, sadece oturarak 67.000)
ulaştı.
Santiago Bernabéu Stadium

Kendisi kullanıcısından daha az heyecan verici statlardan.
Hele Nou Camp ile girdiği kapasite yarışını yenilgiyle kapadıktan sonra…
Paralar dağıtılıyor ama bu tribünlere gelenler sanki hep –aynısı olmasa da- bir
geçmişi arıyor.

Açılış 14 Aralık 1947
Sahibi Real Madrid
Kullanan Real Madrid
Kapasite 80.400
1944’de başlayan inşaatı 1947’de bittiğinde Madrid’in bir
önceki stadının aynı olarak Estadio Chamartin adıyla açıldı. Real Madrid bu
adı, 4 Ocak 1955’de efsane başkanını şereflendirme amacıyla resmi olarak
Estadio Santiago Bernabeu olarak değiştirdi. Stadın kapasitesi sık sık değişti
ve 1953 yılında 120.000’e kadar ulaştı ama zaman içinde modernizasyonlar ve UEFA’nın
ayakta seyirciye karşı düzenlemeleriyle bugünkü haline dönüştü. En yakındaki
olası proje ise açılır-kapanır tavan yapımı.
Futbolda dünyanın en önemli buluşma yerlerinden olan stadın
tarihinde 1982 Dünya Kupası Finali (İtalya – Almanya 3-1) ve 1969 (Milan – Ajax
4-1) ve 1980 (Nottingham Forest – HSV 1-0) Şampiyon Kulüpler Kupası finalleri
de var. Türkiye’den farklı olarak Avrupa’daki stadlar genellikle şehir
kalabalığının biraz dışında iken Bernabéu da bizdekiler gibi kentin iş
merkezinin tam göbeğinde kalmış durumda.
Beşiktaş İnönü Stadyumu

Türk futbolunun gözbebeği; çoğumuzun ilk gözağrısı, ziyaret
defteri en hangarlara sığmaz stadı. Hepimizin eğilip elini öpmüşlüğü vardır.

Açılış 19 Mayıs 1947
Sahibi Beşiktaş J.K.
Kullanan Beşiktaş
Kapasite 32.145
Maça gitme yaşıma geldiğim yıllarda Türkiye başka bir
ülkeydi. Mesele uzun; konumuzla ilgili kalalım: Yoktu öyle İngiltere’de olduğu
gibi her takımın ‘ev’i… Sadece Beşiktaş değil; Fener de, Galatasaray da
içerideki maçları İnönü’de oynardı. Ne anılar, ne maçlar… Balçık, çamur… (Devre
arası hazırlık maçı. Galatasaray: 5 Dukla Prag:10…) O yüzden bizim kuşaktan her
İstanbullu’nun gönlünde ayrı bir yeri vardır bu stadın. İtalyan mimar Paolo
Vietti Violi’nin Şinasi Şahingiray ve Fazıl Aysu’nun işbirliğiyle tasarladığı
stadın bu sezon sonu başlayacak büyütme çalışmasında ‘deniz tarafı’ olarak
bilinen tribüne ve meşhur kapısına ‘tarihi eser’ kapsamında dokunulmayacak. Bu
nedenle konuyu bağlarken Türkiye’den bir stad eklemek gerektiğinde önüne
istendiği kadar sıfat yüklensin Saracoğlu falan değil; İnönü hak eder burada
yer almayı… Çok küçükken bir gün o zamanki iki adını karıştırıp
(Dolmabahçe–Mithatpaşa) babama ‘Dolmapaşa Stadı’ demişliğim bile var…
Ciddileşirsek; Pele’nin sözleri yetebilir: “Dünya’nın en güzel konumlu
stadyumu” demiş. Haksız mı? Bırakın iki adımda Taksim, iki adımda Beşiktaş, bir
adımda Boğaz’ı, denizi… Dolmabahçe Sarayı, Saat Kulesi, Camii, Kız Kulesi
manzarası... Somut gerçek olarak da altını şöyle çizelim: Tribününde otururken
iki kıta birden gördüğünüz başka stad var mı dünyada?