3/9/2010 | TheGate in English | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | BOYUT HAKKINDA | REKLAM | TAV
	
	
	
TR / Dünya
Doğa ve İnsanın Eşsiz Uyumuyla Kostarika | Herkesin şehri San Francisco | 21. yüzyılın harikalar diyarı Dubai | Otomobil dünyasının Disneyland'i | Devin gölgesindeki Talinn | Zıtlıklarla hayat bulan Tokyo | Güneşin çocuklarının izinde | Oak Island’da, hazine peşinde 200 yıl | Viking gemisiyle İstanbul’dan İnebolu’ya | Kalküta’nın binbir hali | Portekiz’in global okyanusu, Oceanario de Lisboa | Beşinci iklimin adası Djerba | Küba’da, zamanın dışında | Mallorcanın Arka Bahçesinde | Ortaçağ Almanyasında Çok Romantik Bir Gezi | Sevimsizlik Numunesi | Dünyanın tam ortasında ekvatorda | New York | Belleğin izinde iki Madrid | Yeşil, özgür ve çok eğlenceli | Saraybosna Buruk sevda | Doğanın en güzel fotoğrafları ve öyküleri | Maya dünyasının kalbi Guatemala | Melekler şehrinde birkaç gün Bangkok | Ölümsüz uygarlıkların izinde Meksika | Paris’in arka bahçeleri | Yeryüzünün kara kutuları | Görüntü avcısı | Japonya’nın üç yüzü Kyoto, Nara, Osaka | Baltıkların Paris’i Riga | Taşın sanata dönüştüğü kent Tiflis | Aşıkların kenti Brugge | Batı Berlin, Doğu’yu yuttu | Şili Doğanın eşsiz bileşkesi | Uzakdoğu’da yeni yılı kutlamak | Nehirlerin anasıyla kucak kucağa | Gençliğin yeniden hayat verdiği Gazi Magosa | Mavi derinlikler Honduras | Eşsiz bir şehircilik anıtı | Bask’ın çelik gülü… Bilbao | Japonya’nın Gotik Lolitaları | Viyana | Sahra’nın mutlu insanlar ülkesinde TUNUS | Hayalet köprünün hikayesi | ŞAM Yedi kapılı şehrin sokaklarında | Hayaletlerle festivallerin kasvetli şehri Edinburgh | Soylu ve çok güzel… Montreal | Persepolis’te zaferle ilerlemek | Büyük şölen başlıyor | Balıklarla kelebeklerinçoğaldığı yer Panama | Vahşi doğanın çağrı merkezi | Çok uzak, çok çekici | Formaların dili olsa | Colomb’un dünya cenneti | Öteki yüzle bakmak | Dünyanın çatısında bir hafta TİBET | Işıltılı kıyıların kalabalık metropolü RiO | Operanın en güzel evi Opera | Osmanlı tarihinden hediye öyküleri | Bohem hayatın rüzgarlı başkenti WELLINGTON | Evim Güzel Evim | Irmağın daraldığı yer QUEBEC CITY | Doğayla insanlığın ortak yapımı WURZBURG | SiiRiN ve SARABIN SEHRi SiRAZ | Doğanın mücevherleri | Düş gibi… PLAYA DEL CARMEN | Görkemli bir kültür mozaiği | Sukabağının yeryüzü macerası | Üç haftalık çılgınlık


















Fotoğrafların büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayın.



Evim Güzel Evim
      

 

 

Yazı/Text: Hakan Öneş

 

Uç lise yılımda iki sıra arkadaşım oldu. Biriyle en çok futbol konuşurduk, artık başka şeyler de konuşmakla birlikte hala da konuşuyoruz. Diğeri ise klasik ‘futboldan nefret eden sanata meyilli şahıs’ tipiydi. Yanlış anlamaya gerek yok ikisini de çok severim; ruhumun ayrı köşelerini fethettiler. Neyse işte bu ikinci arkadaşım benim futbol tutkuma uzaktan bakıyor ve dehşet bir iddiada bulunuyordu: “Bu futbol salakça bir şey ve göreceksin 2000’li yıllara kadar bitecek! 2000’de artık futbol olmayacak!” Şimdi bu iddiasını hatırlar mı ya da şu gün ne düşünüyor bilmiyorum ama biçimi hatta ruhu değişse; hatta çoğuna göre kötüye doğru değişip eski romantizmini kaybetse de futbolun bitmediği ve tezinin çürüdüğü kesin… Şu bilindik ‘endüstri, pasta, mafya, bahis, şike’ söylemleri bir yana futbol hala burada ve daha da kalacak gibi. Değişen biçimlerinden biri de stadlar şüphesiz. Artık ya daha modern stadlar inşa edilip hepsi birer tarihi olan eski sevgililer bırakılıyor, ya da sürekli renovasyonlarla çehre değiştiriyorlar. Ama arkadaşıma inat; sürekli büyüyorlar. Futbolun mucidi olduğunu iddia eden İngilizler ‘iç saha’ ve ‘deplasman’a ‘home’ ve ‘away’ diyorlar. Yani ‘ev’ ve ‘başka yer…’ Yani tutulan takımın oynadığı stad ev… Eh insanlar da evlerini severler, oraya sığınırlar, orada yaşarlar, anılar biriktirirler. İşte Avrupa’nın önde gelen evleri, öyküleri, anıları… Tabii bazıları… Çünkü unutmayın (hemen) herkesin bir evi var!..

 

Stadio delle Alpi

 

 

Planı baştan yanlış yaparsanız ne atletizm seyredersiniz, ne topu görürsünüz. Elinizde kimsenin sevmediği koskoca bir statla kalakalırsınız.

 

Aç›l›¾ 31 May›s

Sahibi Juventus F.C.

Kullanan Juventus F.C.

Kapasite 67.229

           

‘Alpler’in Stadı.’ Yaşlanan Stadio Olimpico’nun yerini alması için 1990 yılında inşa edildi. 2006 yılına dek hem Juventus, hem Torino’ya evsahipliği yaptı. Tam kapasitesi 69.041 ama UEFA’nın evsahibi ve misafir takım taraftarlarını uzak tutma kararı nedeniyle fiilen maksimum 67.229 kişi alınacak. ‘Cak’ çünkü bu hiç olmadı; stadın rekoru 65.337 ile 1992 Nisan’da oynanan Torino-Ajax maçında. Stad başlangıçta atletizm için de kullanılması düşünülerek yapıldı ama bu asla gerçekleşmedi zira ısınma pisti düşünülmemişti. Olan stada oldu çünkü en yakın seyircinin sahaya yaklaşık 25 metrede oluşu nedeniyle hem görsel ,hem akustik olarak stadı hiç kimse sevmedi ve benimsemedi. Kaldı ki İstanbul’daki Olimpiyat Stadı gibi yeri de sapa… 2003’te stadı satın alan Juventus’un kapasiteyi düşürmek pahasına yenileme planları ise hem ‘Temiz Eller’ operasyonuyla hem de takımın Serie B’ye düşürülmesiyle gerçekleşmedi. Euro 2012’nin İtalya’ya verilmesi kaderini değiştirebilecekti ama turnuvanın Polonya-Ukrayna ortaklığına verilmesiyle bu plan da suya düştü. Bu kadar büyük bir kulübün ortalama 35.000 kişiye oynamasının sorumlusu olarak hep, ‘ruhu olmayan stad’ın handikapları gösterildi. Başına ne geleceği henüz belirsiz. Ama hakkını yemeyelim tarihe geçtiği bir maç var: 2001 Şubat’ında Sampdoria ile oynanan kupa maçına tam 237 kişi gelmiş! ‘Stadium of the Alps’ was built in 1990 to replace the Stadio Olimpico and hosted both Juventus and Torino until 2006. It had a capacity of 69,041, but the UEFA decision to keep fans separate meant only 67,229 spectators were to be allowed. ‘Were to be’, since that never actually happened; the stadium’s record is the 65,337 reached at the April 1992 Torino - Ajax match. The stadium was originally planned to host athletics events too; but it never really worked out due to lack of a warm-up track. The end result was that the stadium suffered; the 25 metre-stretch between the pitch and the spectators meant that no one really liked the ground much, neither visually, nor acoustically. A further disadvantage is the location of the stadium, hard to get to, just like the Olympic Stadium in Istanbul… Juventus purchased the grounds in 2003; ambitious plans to renovate the stadium at the expense of reducing capacity had to be laid aside due to  the known scandal and the relegation of the club. Had Italy won the 2012 World Cup host nation status, all this would have changed; sadly, the tournament went to the Poland-Ukraine partnership instead. That such a huge club only plays to a crowd of 35,000 has always been laid at the door of the ‘soulless stadium’ The future is as yet unclear. There is one match that puts this stadium firmly in the record books though: The 2001-202 Juventus cup match against Sampdoria played to a crowd of exactly 237!

 

Camp Nou

 

 

UNICEF gönüllülüğü için UN CLUB yazıyor sandınız ama değil.  ‘MES QUE UN CLUB’ yazıyor karanlıkta kalan bölümle birlikte…

‘Bir kulüpten fazlası’ yani…

Barca’yı bilenler anlar!

 

Açılış 24 Eylül 1954

Sahibi F.C. Barcelona

Kullanan Barcelona

Kapasite 98.772

           

Katalanca ‘yeni saha’ anlamına gelen adı sık sık ters de söyleniyor. Aslında 2000 yılına kadar resmi adı ‘Estadi del FC Barcelona’ iken kulüp üyelerinin oylarıyla, popüler takma adı aynı zamanda resmi adı haline getirildi. 98.772 kişilik kapasitesi ile Avrupa’nın en büyük stadı. Barcelona, eski stadı Camp de Les Corts’a sığamaz olunca 1954 – 57 yılları arasında inşa edildi. Açılış kapasitesi olan 93.053, 1982 Dünya Kupası sırasında 120.000 kişiye dek zorlanmıştı. Daha sonra ayakta durulan kısımlar da oturmalı hale getirilince bugünkü halini aldı. Camp Nou aslında çok büyük bir kompleksin bir parçası. Alanın içinde salon sporları için Palau Blaugrana, buz sporları için Ice Rink ve Barcelona B takımının maçlarını yaptığı Mini Estadi bulunuyor.

2007 Eylül’ünde sonuçlanan yarışma ile kapasiteyi de 10.000 kadar artıracak ‘yeniden yapılandırma’ işi meşhur İngiliz mimar Norman Foster ve şirketine verildi.

 

Old Trafford

 

 

30 yıl kadar önce 2. Lig’e bile düşmüşlükleri var. Bugün dünyanın en zengin ikinci, en hızlı büyüyen birinci kulübü… Gezegenin her yanında taraftarı artıyor; Old Trafford da sürekli büyüyor.

 

Açılış 1910

Sahibi Manchester United F.C.

Kullanan Manchester United F.C.

Kapasite 76.212

 

Bobby Charlton tarafından ‘The Theatre of Dreams’ (Hayaller Tiyatrosu) takma adı verilen İngiltere’nin en kült  stadı. Seyirci rekoru ironik bir şekilde bir United maçına değil, 1939 yılında oynanan ve 76.692 kişinin izlediği Wolvermampton - Grimsby Town FA Cup yarı-finaline ait. Stadın bugünkü kapasitesi 76.212 olduğu için; henüz planlama aşamasında olan yeni büyütme yapılana kadar bu rekor kırılamayacak. Ama kulübün giderek artan popülerliği düşünülürse bu işlemden sonra kırılacağı da kesin.

1970’lerde United’ın 2.Lig’e düşmesiyle zaten yayılmakta olan hooliganizm içinde kendine ‘Kızıl Ordu’ diyen taraftar kitlesi ülkenin en korkulan grubu oldu ve bu da United’ı İngiltere’de tribünlerin önüne tel örgü çeken ilk kulüp olmak zorunda bırakmıştı. Bugün tüm tribünlerin üzeri kapalı ve seyircinin sesi tamamen içeride kalarak müthiş bir futbol atmosferi yaratıyor. 2001 – 2007 arası Wembley yenilenirken başlarda gezgine dönen İngiliz Milli Takım’ı 2003’ten sonra yakın zamana dek düzenli olarak Old Trafford’u kullandı.

Oyun alanının altındaki 37 km uzunluğunda plastik sıcak su boruları sayesinde zemin her daim mükemmel. Bir de drenaj sağlaması için oyun alanının ortası kenarlarından yaklaşık 25 cm daha yüksek! Stadda gerçekleşen pek çok büyük olayın en unutulmazlarından biri de şüphesiz Fransız yıldız Cantona’nın ‘uçan tekme’si!

 

San Siro

 

 

Milano’da iki stat yok. Asırlık rekabet nedeniyle aynı stadın iki adı var. İki adı olabilir ama atmosferi tek ve benzersiz. Tribünleri çok dik, hep çok kalabalık ve hep çok İtalyan.

You thought there were two stadiums in Milano? No! Practically has two different names for its faithfuls due to a century-old rivalry but has a unique atmısphere. Very steep seating, very crowded, very Italian.

 

Açılış 19 Eylül 1926

Sahibi Milano Belediyesi

Kullanan Milan

Kapasite 85.700

 

Sahaya çok yakın ve çok dik, çok yüksek tribünleri ile dünyanın en iyi futbol atmosferlerinden biri olan stada kimin hangi adı verdiği konusunda bir karışıklık var; önce onu açıklayalım. Stad, inşa edildiğinde bölgede aldığı adı San Siro idi. (İlginç bir not; 26.000 kişi kapasite ile tasarlanan stadın 19.Eylül.1926’da oynanan ve Inter’in Milan’ı 6-3 yendiği açılış maçını 35.000 kişi izledi!) Günümüzde stadın resmi adı Stadio Guiseppe Meazza. Kendisi 1930 ve 40’lı yıllarda her iki kulüpte de oynamış efsane bir oyuncu. Ama kariyerinin daha parlak dönemlerini ve daha uzun süresini Inter’de geçirmiş. Bu nedenle stada Inter’liler Guiseppe Meazza derken Milan’lılar bu benimseme(me) nedeniyle inatla San Siro demeyi sürdürüyor.

1940 yılında 150.000 kişi kapasiteye dek ulaştıktan zamanla küçüldü. Heysel Faciası’ndan çıkan dersle daha insanca bir düzenleme ile 72.000’lik kapasiteye dek düşürüldü. Stadın şu andaki oturma kapasitesi olan 85.700 rakamına ise 1990 Dünya Kupası için yapılan yenileme çalışması ile ulaşıldı. Stad tarihinde pek çok önemli olay var ama çok akılda kalan maçlardan biri bu Dünya Kupası’nın açılış maçı… Hatırlayanlar olacaktır: (O günü itibariyle Son Dünya Şampiyonu) Arjantin: 0 – Kamerun: 1

 

Anfield

 

 

Bir kulüp meşhur olabilir (Liverpool),  7 numarası hep özel olabilir (Keegan, Dalglish, Kewell), bir stat meşhur olabilir (Anfield), bir tribün de meşhur olabilir (Kop) ama sadece tek bir kulübün marşı hepsinden meşhur olabilir!


Açılış 1884

Sahibi Liverpool F.C.

Kullanan Liverpool (ilk 8 sene Everton)

Kapasite 45.362

 

Genel bilinenin aksine stadın adı Anfield Road değil; sadece Anfield. Anfield Road; Spion Kop, Main Stand ve Centenery Stand ile birlikte tribünlerden birinin adı. Bizim İnönü’deki ‘Deniz Tarafı’nın daha resmisi yani. Bu arada meşhur Spion Kop, 1900’de Boer Savaşı’nda çoğu Liverpool’lu 300 İngiliz askerinin öldüğü Güney Afrika’daki bir dağın adı. İnşa edildiği 1928’den stadların koltuklu hale getirildiği 1994’e kadar hemen hiç dokunulmayan Kop 30.000 kişilik kapasitesiyle bazı stadlardan bile büyüktü.

Stadın en meşhur özelliklerinden biri de Bill Shankly, Bob Paisley gibi iki efsane çalıştırıcının adlarını taşıyan dış kapıları. Tabii bir de 1989’da 96 Liverpool taraftarının Sheffield’da, kupa yarı-final maçında ezilerek hayatını kaybettiği Hillsborough Faciası’nı simgeleyen anıt var. Ayrıca bizdeki “Burası …., Buradan Çıkış Yok!”un gerçeği; Bill Shakly’nin soyunma odaları tüneline “Oyuncularımız kimin için oynadıklarını, rakipler de kiminle oynadıklarını unutmasınlar” diye koydurduğu “This is Anfield” yazısı var.

Stad ayrıca tarihi eser olma yolunda zira Liverpool inşasına 2008 baharında başlayıp 2011’de açacağı, 14.000 kişi fazla alacak yeni bir stad inşa etme hazırlığında. Bu arada en ilginç not Liverpool’un Anfield’ı değil Anfield’ın Liverpool’u inşa etmiş olması! 1884’de yapılan stadı ilk 8 sene Everton kullanıyor. Sonra kirada bir anlaşmazlık çıkıyor ve Everton Goodison Park’a taşınıyor. Elinde koca stadla kalakalan John Houlding de Liverpool Association Football Club’ı kuruyor!

 

Signal Iduna Park

 

 

Burası ilk ‘pek de Alman olmayan’ stat. Sadece tribünleri sahaya bu kadar yakın ilk statlardan olduğu için değil, tribünleri dolduranların da Alman olduklarına zor inanılır olduğundan. Kesinlikle Almanya’nın en coşkulu kalabalığı.

 

Açılış 2 Nisan 1974

Sahibi Borussia Dortmund gibi!..

Kullanan Borussia Dortmund

Kapasite Oturarak 67.000

 

Stadın asıl bilinen adı Westfalenstadion ve bu adı şimdi Kuzey-Ren eyaletinin  bir parçası olan eski Prusya bölgesi Westphalia’dan alıyor. BV Borussia Dortmund stadın malsahipliğini 2002 yılında yaşadığı iflas tehlikesi sırasında kaybetti ve sahiplik bir gayri menkul vakfına geçti. 2006 yılında Morgan Stanley’den alınan kredi ile stadı geri alan kulüp borcu ödeyebilmek için isim hakkını 2011’e dek sigorta şirketi Signal Iduna’ya satmış durumda.

Almanya’nın en büyük stadı 2006 Dünya Kupası’nda aralarında İtalya’nın Almanya’yı 2-0 yendiği yarı-final’de dahil 6 maça evsahipliği yaptı. Ülkenin tartışmasız en ateşli taraftarlarına kucak açan stad 2004-05 sezonunda ağırladığı toplam 1.4 milyon seyirciyle bir Avrupa Rekoru’na sahip. Yaşadığı ve yaşattığı yoğun atmosferle ve gürültüsüyle meşhur stadın bu nedenle “Alman Futbolu’nun Opera Sarayı” diye bir de takma adı var. En ateşli taraftar grubunun Güney Tribünü 25.000 kapasitesi ile halihazırda Avrupa’nın en büyük ayakta durulan tribünü. 1974 Dünya Kupası için inşa edilen stad 2006 Dünya Kupası sebebi ile de yeniden ihya oldu ve elden geçirilerek hem modernleşti, hem de bugünkü kapasitesine (oturarak ve ayakta 90.708, sadece oturarak 67.000) ulaştı.

 

Santiago Bernabéu Stadium

 

 

Kendisi kullanıcısından daha az heyecan verici statlardan. Hele Nou Camp ile girdiği kapasite yarışını yenilgiyle kapadıktan sonra… Paralar dağıtılıyor ama bu tribünlere gelenler sanki hep –aynısı olmasa da- bir geçmişi arıyor.

 

Açılış 14 Aralık 1947

Sahibi Real Madrid

Kullanan Real Madrid

Kapasite 80.400

 

1944’de başlayan inşaatı 1947’de bittiğinde Madrid’in bir önceki stadının aynı olarak Estadio Chamartin adıyla açıldı. Real Madrid bu adı, 4 Ocak 1955’de efsane başkanını şereflendirme amacıyla resmi olarak Estadio Santiago Bernabeu olarak değiştirdi. Stadın kapasitesi sık sık değişti ve 1953 yılında 120.000’e kadar ulaştı ama zaman içinde modernizasyonlar ve UEFA’nın ayakta seyirciye karşı düzenlemeleriyle bugünkü haline dönüştü. En yakındaki olası proje ise açılır-kapanır tavan yapımı.

Futbolda dünyanın en önemli buluşma yerlerinden olan stadın tarihinde 1982 Dünya Kupası Finali (İtalya – Almanya 3-1) ve 1969 (Milan – Ajax 4-1) ve 1980 (Nottingham Forest – HSV 1-0) Şampiyon Kulüpler Kupası finalleri de var. Türkiye’den farklı olarak Avrupa’daki stadlar genellikle şehir kalabalığının biraz dışında iken Bernabéu da bizdekiler gibi kentin iş merkezinin tam göbeğinde kalmış durumda.

 

Beşiktaş İnönü Stadyumu

 

 

Türk futbolunun gözbebeği; çoğumuzun ilk gözağrısı, ziyaret defteri en hangarlara sığmaz stadı. Hepimizin eğilip elini öpmüşlüğü vardır.

 

Açılış 19 Mayıs 1947

Sahibi Beşiktaş J.K.

Kullanan Beşiktaş

Kapasite 32.145

 

Maça gitme yaşıma geldiğim yıllarda Türkiye başka bir ülkeydi. Mesele uzun; konumuzla ilgili kalalım: Yoktu öyle İngiltere’de olduğu gibi her takımın ‘ev’i… Sadece Beşiktaş değil; Fener de, Galatasaray da içerideki maçları İnönü’de oynardı. Ne anılar, ne maçlar… Balçık, çamur… (Devre arası hazırlık maçı. Galatasaray: 5 Dukla Prag:10…) O yüzden bizim kuşaktan her İstanbullu’nun gönlünde ayrı bir yeri vardır bu stadın. İtalyan mimar Paolo Vietti Violi’nin Şinasi Şahingiray ve Fazıl Aysu’nun işbirliğiyle tasarladığı stadın bu sezon sonu başlayacak büyütme çalışmasında ‘deniz tarafı’ olarak bilinen tribüne ve meşhur kapısına ‘tarihi eser’ kapsamında dokunulmayacak. Bu nedenle konuyu bağlarken Türkiye’den bir stad eklemek gerektiğinde önüne istendiği kadar sıfat yüklensin Saracoğlu falan değil; İnönü hak eder burada yer almayı… Çok küçükken bir gün o zamanki iki adını karıştırıp (Dolmabahçe–Mithatpaşa) babama ‘Dolmapaşa Stadı’ demişliğim bile var… Ciddileşirsek; Pele’nin sözleri yetebilir: “Dünya’nın en güzel konumlu stadyumu” demiş. Haksız mı? Bırakın iki adımda Taksim, iki adımda Beşiktaş, bir adımda Boğaz’ı, denizi… Dolmabahçe Sarayı, Saat Kulesi, Camii, Kız Kulesi manzarası... Somut gerçek olarak da altını şöyle çizelim: Tribününde otururken iki kıta birden gördüğünüz başka stad var mı dünyada?

           

 


© 1996-2007 BOYUT YAYIN GRUBU
Matbacılar Sitesi 1.Cad. No:115 34204 Bağcılar - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr | www.turizmdebusabah.com | www.travelguide.gen.tr | www.industryguide.gen.tr | www.gastronomi.com.tr
www.artacademy.com.tr | www.okukullankolaypc.com | www.dvdfestivali.com | www.yaraticicocuk.com

Boyut Hakkında | Müşteri Hizmetleri